İlk adımımı uçsuz bir kulübeye attım.
Gökyüzüyle bir ağaçları olan
Ahşaptan yapılmış sessiz bir koltuk
Ve hemen bitiminde şöminesinde ateşi savrulan
Duvar boyu penceresi ve içinde güz manzarası
İlk adımımı yeşil bir bahçeye attım.
Üzerimde bilmediğin bir renk çıplaklığı vardı
Yanıma yalnız üşümüş yanımı aldım
Yağmurla yıkandım her zamanki gibi
Rüzgarla kurundum
Ve bekledim yeşil bir bahçede bir soluk zaman kadar
İlk adımımı uçsuz bir ormana attım.
Kocaman, yaşlı ağaçları ve sonsuz patikaları olan
Güneşin izlerini belli belirsiz toprağa değdiren
Yapraklarıyla ve dallarıyla her yeri sarmalayan
Yanıma yalnız hüznümü aldım
Yalnızlığıma bulanmış hüznümü
İlk adımımı senli bir kulübeye attım
Tavana kadar kitaplığı ve
Bir kat boyu şaraplığı olan
Öpüşleri, sevişleri
Nerede olduğunu bilmediğim
Nefesinle ısıttığın bir kulübeye
Yanıma yalnız seni aldım
İlk adımımı uçsuz bir rüyaya attım
Yıllardır beklediğim bir düştü bu
Dünyanın tüm acısını ve sevincini içine sığdırmış
Beni çepeçevre sarmalayan bir düş
Ellerimi ısıttım bu düşte
Hiç uyumadığım uykuları uyudum
Geçmişle geleceğin öpüştüğü bir noktada
Yanıma yalnız bu düşü aldım
yapraklarıyla ve dallarıyla
ateşi ve yağmuruyla
kitapları ve şaraplarıyla
öpüşleri ve sevişleriyle
uçsuz bir kulübesiyle
yeşil bahçesiyle
senli bir düş
İlk adımımı boş bir kağıda attım.
03.09.2026
