abstract etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
abstract etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Virüs


Ellerimi pancar kırmızısı kan kasesine daldırıp çıkarıyorum. Kırmızının beyaza devinimini izlemek için gün aşırı kaseyi kanla dolduruyorum. Vücudumda kesikler ve iyileşemeyen yaralar var. Ellerim hariç. Ellerimin yeni doğan beyazına dönüşünü seyretmeliyim, ellerim hariç. Kesiklerim boynumdan ayak ucuma kadar. Bunları yalnız ben görüyorum. Üzülmeyin. Daha göremediğiniz yığınla şey varken, benim kesiklerime üzülmeyin. Ben sizin yerinize de görebiliyorum. Sizin kesiklerinizi bile! 
Her biriniz taşla dizilmiş kaldırımlarda yürürken, kabinlerde kıyafet denerken, iş yerlerinizde çalışırken, uyurken, uyanırken, yemek yerken, dalgınken mutluyken öfkeliyken nasıl da kanıyorsunuz bir görseniz. Bir görseniz, yüzlerinizde devasa bir telaşla, elleriniz yanaklarınızda, hızlı adımlarla doktorlara koşardınız. -Doktorlar da kendi kesikleriyle uğraşmıyorsa sizinle ilgilenebilirdi belki.- Neyse ki göremiyorsunuz. Yaşamak gibi bir uğraşınız varken, kendi yaralarınızı göremezken bir de üstelik çalışmak ve uyumak bittabii hayatta kalmak gibi elzem işleriniz varken, tabii kendi yaralarınızı dahi göremezken benimkini nasıl göreceksiniz? Üzerlerinizdeki kanımı nasıl göreceksiniz? Haklısınız! Kanıma daldırdığım ellerimi daldırdığım kan üzerinden akıp gitmeden sizin ellerinize bulaştırdığımı nereden bileceksiniz ki? Gün içinde dokunduğunuz her yere benim kanımı değdirdiğinizi nereden bileceksiniz? Virüs gibi, mikrop gibi gün be gün çoğaldığımı, dağıldığımı nereden bileceksiniz? İçinizde dolaşan bir kadın var, geçmişinin verdiği pislikle hayatını kirletmiş bir kadın -ki siz bunu nereden bileceksiniz?- kök hücrelerinize dolanan geçmişini, geçmişinde dolanan kök hücrelerini, nereden bileceksiniz? İçine bulaşan pisliği akıtmak için günbegün kendini oluk oluk kanattını, akan kanı pancar kırmızısı kaseye doldurup boşaltıp doldurup boşaltıp yine doldurup sizin içinize dışınıza teninize organlarınıza boşaltıp yeniden doldurup her gün yeniden ve yeniden her yerinize bulaştırdığını, nereden bileceksiniz? Vücudumdan akan kanla dışarı çıkmak için sarf ettiğim çabayı...
Bilemeyeceksiniz evet. Bilemeyecek ve gün aşırı bu pislikten bihaber yaşayarak çürüyüp gideceksiniz. Benim kanımda! Benim hücrelerimle! Benim geçmişimle!

Devamını Oku

Facebook Tweet Pin It

Kararlar ve İhtimaller


Aldığım önemli kararları almadan önce süzgeçten geçirip emin olana kadar değerlendirmeye tabii tutuyorum. Bazen size de oluyor mu bilmiyorum ama bir kararı almak için ne kadar çok sebebim olursa olsun tam tersi kararı alsaydım ne olurdu düşünmeden edemiyorum. İhtimaller uzayıp gidiyor. İhtimal dahilinde tutamadığım bir durum zincirini yaşama ihtimali de kendi içinde bir dünya ayrıma uğruyor. Kararımdan ne kadar emin olsam ve seçilebilecek daha iyi bir yol olmadığını bilsem bile içimi kemiren bir parazit katiyen terk etmiyor düşüncelerimi. Üzerine bin çeşit kurgu ekliyorum zaman etkenini azar azar ilerleterek. Bir konuda uzunca ve meşakkatli bir yoldan geçen kararımın hiç değişmeden olduğu gibi kalması beni bu noktaya getirdi. Bir noktadan sonra değişmeli miydi? Anlatmak istediğini anlatabildiğinde değişmemekten vazgeçmeli miydi? Yahut vazgeçse bile anlatmak istediğini anlatamamış mı olurdu? Ve beni, olduğumdan daha kötü bir noktaya mı götürürdü? Ya da olduğum nokta olabileceğim en kötü nokta mı? Aldığım kararın en doğrusu olduğuna emin olurken kendim için alabileceğim en kötü kararı almış olabilir miydim?
Bu soruları okumanız belki 15 saniyeyi bulmuştur okuma hızınız pek iyi değilse belki de 30 saniye. Hepsinin aklımdan geçme süresi yarım saniye bile etmedi. Delirmiş olmam konusunda insanların hep bir fikri var şu sıralar. Haklı olma ihtimalleri de bir yarım saniyemi daha ayırıp düşünmem gereken bir konu artık. Fakat buna daha sonra değinelim.
Aklımdan geçen milyarlarca ihtimalden birini yaşadığım için çok huzursuzum. Bir ihtimal daha ekledim buna, belki milyarlarcasını yaşıyorum şu anda. Mümkün. Ve daha da güzeli, bir tanesinde en güzel hayatımı yaşıyor olduğum. Tabii bir tanesinde de en kötüsünü yaşadığımı düşünmedim değil. Umarım o, şu an içinde olduğum değildir. Ya da öyle olsa da fark etmez. Birçok tanesinde çoktan ölmüş olmalıyım. Birçok tanesinde zaten doğmamış, bir tanesinde de şu an ölüyor olabilirim. Böyle düşününce baya ironik bir durum, umarım can çekişmiyorumdur.
Birkaç tanesinde başka bir gezegende yaşıyor olabilir miyim merak ediyorum. Birkaç tanesi de başka bir bedende. Geleceği görebildiğim bir hayatta yaşadım mı acaba? Ya da geçmişi değiştirebildiğim? Ya da yaşayabileceğim tüm ihtimalleri tek tek bildiğim bir hayat?
Nasıl olurdu?
Tam olarak,
Böyle.

Devamını Oku

Facebook Tweet Pin It